-
Ömer ERDEM
Tarih: 18-03-2020 16:35:00
Güncelleme: 18-03-2020 16:35:00
En büyük düşmanımız panik
Türkiye koronavirüs salgınına karşı, Çin’de başladığı andan itibaren aldığı ve sürekli yenileri eklenen tedbirlerle risklere karşı güven düzeyini artırdı. Ama gelin görün ki bu güven ortamını yeterince süzemeyen bazı vatandaşlar, gereksiz refleks göstererek marketlere akın etmeye ve sanki yarın sokağa çıkma yasağı uygulanacakmış gibi bir algıya düşmüş görünüyor.
Global bir tehdit haline gelen Korona Virüsü, alınan tüm tedbirlere rağmen ülkemizde de görüldü. Virüsün ülkemizde görüldüğü açıklaması, halkımızın bir kısmında öyle bir etkiye neden oldu ki bir anda marketlere koşan vatandaşlar raflara hücum ederek; gerekli, gereksiz ellerine geçirdiklerini sepetlere doldurdu.
İlk refleks ile bu telaş normal karşılanabilir ancak, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın vaka sayısıyla ilgili yaptığı her açıklama domino etkisi gibi vatandaşın aynı refleksi göstermesine neden oluyor. Sosyal medyada yayılan kasıtlı ve gerçek dışı haberler de halkın telaşını adeta ikiye katlıyor. Bu ortam fırsatçıların çıkmasını da kaçınılmaz hale getirdi. Ne oldu derseniz, 4 liralık kolonya şişesine 24 lira para vererek almak zorunda kaldık. Makarnanın, unun, bakliyatın fiyatı fırladı gitti. Gerçi belediyeler kurdukları ekiplerle fırsatçılar hakkında sıkı tedbirler almasına aldı ama atı alanın Üskadar'ı geçtiğini görebiliyoruz.
Lütfen sakin olalım...
Bu günlerde panik bizim en büyük düşmanımız. Virüsün dünyada yayılma istatistiklerinden anladığım kadarıyla Sağlık Bakanlığı'nın yerinde aldığı tedbirler ülkemizde Korona belasının frenlenmesi noktasında bana ümit veriyor. Bu krizi en az hasarla atlatacağımıza inanıyorum.
İşim gereği bir çok belediyenin Korona belasına karşı aldığı tedbirleri takip ediyorum. Hükumetin aldığı, Sağlık Bakanlığı'nın aldığı tedbirleri çok yerinde buluyorum. Başta Kartal belediyesi olmak üzere, İstanbul'da istisnasız tüm belediye çalışanlarının virüse karşı verdiği özverili mücedeleyi görüyorum. Lütfen yetkililerin uyarılarını dikkate alın. Temizliğinize dikkat edin, kamusal alanlardan uzak durun, el temasından uzak durun, mecbur kalmadıkça kalabalık ortamlara girmeyin... ancak, durumumuz çok daha vahimmiş gibi davranmaktan vazgeçin. Söylediğim gibi bizim en büyük düşmanımız panik.
Kornan batsın..
Koronadan kornaya hızlı bir geçiş yaptığımın farkındayım...
Ama ben bu konuyu da konuşmak ve konuşturmak istiyorum. Minibüs sürücülerinin fütursuzluğunu önceki sayımda manşet yapmıştım ve bu konuyu gündemde tutmak için her fırsatı değerlendirmek istiyorum.
Minibüs sürücüleri ile aramızda bir desibel sorunu var. Gerekli gereksiz çalınan kornalar bizi çıldırtıyor. Ofisimiz Kartal, Toprakyol mevkisinde ve tam minibüs yolu üzerinde. Yalnızca balkondan izlediğim 150 metrelik alanda o kadar çok kural hatası var ki, bir görevlinin yarım saatini ayırdığında bir koçan ceza makbuzunu bitireceğine inanıyorum. Havalı korna kullanımımı dersin, hareket halinde yolcu indirip bindirmek mi dersin, kapı açık seyahat mi dersin, sigara içmek, diğer sürücülerin yolunu kesmek, ışık ihlalleri, gereksiz aracı bekletmek... artık aklınıza ne kuralsızlık geliyorsa 150 metrelik bölümde gerçekleşiyor. Kartal-Kadıköy arasını varın artık siz hesap edin.
Peki ne oluyor da bu sürücüler bu kadar kuralsızlıkla işlerini icra ediyorlar? Cevap basit. Bizim için sorun olan minibüs sürücülerine düzen getirilmesi beklentisi, kanun uygulayıcıların pek de umurunde değil. Bu işe kim el atacak? Belediye mi? yoksa Kaymakamlık mı..?
Ne olacaksa olsun ama lütfen bir an önce olsun.
Sağlıcakla kalın